Halk edebiyatı, yazılı kaynaklardan çok sözlü gelenekten beslenen, halkın günlük yaşamını, inançlarını ve duygularını yansıtan bir alandır. Anonim halk edebiyatı içinde mâni, türkü, ninni, ağıt ve halk hikâyesi yer alır; bunlar belirli bir yazara bağlanmaz. Mâni dört dizelik, 7 heceli, aaba veya aaaa kafiye düzeniyle kurulur ve genellikle doğaçlama söylenir. Türküler ezgili, ninniler bebek uyutmaya, ağıtlar ise yas tutmaya yöneliktir. Halk hikâyeleri Kerem ile Aslı gibi aşk ve kahramanlık motiflerini işler. Bu türler günlük hayata sıkı bağlıdır ve nesilden nesile aktarılır. Siz ünitenin bu kısmında sözlü kültürün gücünü fark edeceksiniz.
Âşık tarzı halk edebiyatı, saz eşliğinde doğaçlama söyleyen ozanların ürünüdür. Koşma 11 heceli, dörtlüklerle yazılır ve güzelleme, koçaklama, taşlama, ağıt gibi konular içerir. Semai 8 heceli, varsağı Güney Anadolu’ya özgü yiğitçe bir tarzdır, destan ise uzun soluklu anlatılardır. Karacaoğlan güzellemeleriyle, Köroğlu koçaklamalarıyla, Âşık Veysel ise modern döneme kadar uzanan sade diliyle öne çıkar. Bu şairler halkın sesini sazla dile getirir. Siz koşma ile semai arasındaki hece farkını netleştirmelisiniz çünkü bu ayrım sık sorulur.
Dinî-tasavvufi halk edebiyatı, İslamî inanç ve tarikat kültürüyle şekillenir. İlahi Tanrı sevgisini, nefes Bektaşi geleneğini, nutuk öğretici sohbeti, şathiye ise alaycı ve paradoksal bakışı yansıtır. Yunus Emre ilahilerinde sade Türkçe ve vahdet-i vücut düşüncesini kullanır. Hacı Bektaş Veli menkıbeleri ve Pir Sultan Abdal nefesleriyle Alevi-Bektaşi çizgisini temsil eder. Bu ürünler hem inancı hem halk dilini birleştirir. Siz Yunus’un hece vezni ve aruz karışımını ayırt ederek üniteyi sağlam temele oturtabilirsiniz.