Öğrenme psikolojisi, Eğitim Bilimleri oturumunda gelişimle birlikte en çok soru getiren alandır; 12 soruya kadar çıkabilen ağırlığıyla sınavın kaderini belirler. ÖSYM'nin buradaki tarzı nettir: bir öğretmenin ya da ebeveynin uygulaması kısa bir olay olarak anlatılır, adaydan bu uygulamanın hangi koşullanma sürecine ya da hangi pekiştirme tarifesine karşılık geldiğini bulması istenir. Kuramın adını bilmek değil, olaydaki mekanizmayı görmek puan getirir. Bu nedenle hazırlığın merkezine tanım ezberini değil, örnek çözümlemeyi koymak gerekir.
Kavram çiftleri bu konuda özellikle acımasızdır. Olumsuz pekiştirme ile ceza neredeyse her sınavda bir maddede karşınıza çıkar; ilkinde davranış artar, ikincisinde azalır. Klasik koşullanmadaki genelleme ile edimsel koşullanmadaki genelleme, sönme ile unutma, birincil ve ikincil pekiştireçler de sık karışan başlıklardır. Pekiştirme tarifelerinde sabit ve değişken oranlı ile sabit ve değişken aralıklı ayrımını örnek üzerinden çalışmayan aday, dört tarifenin dördünü de birbirine bağlar. Sistematik duyarsızlaştırma ile karşıt koşullanma ilişkisi de gözden kaçırılmamalıdır.
Davranışçı kuramlarla yetinmeyin; sosyal öğrenme kuramının dolaylı pekiştirme ve model alma kavramları ile bilgi işleme kuramının bellek türleri ve kodlama stratejileri her yıl soru üretir. Çalışırken her kavram için günlük hayattan kendi örneğinizi yazmayı alışkanlık edinin, ardından bol senaryo sorusu çözüp yanlışlarınızın hangi kavram çiftinde yoğunlaştığını not edin. Premack ilkesini de mutlaka bir sınıf örneğiyle çalışın. Sınava yakın dönemde bu yanlış listesi, hangi mekanizmayı hâlâ olay içinde tanıyamadığınızı gösteren en dürüst aynadır.