Ölçme ve değerlendirme, Eğitim Bilimleri oturumunda genellikle 10-12 soruyla temsil edilen ve adayların en çok çekindiği alandır; oysa sayısal görünümüne rağmen soruların büyük bölümü kavramsaldır. ÖSYM bir öğretmenin sınav uygulamasını anlatan kısa senaryolar kurar ve bu uygulamanın geçerliği mi güvenirliği mi zedelediğini, hangi hata türüne yol açtığını ya da hangi değerlendirme yaklaşımına örnek olduğunu sorar. İstatistik soruları ise çoğunlukla yorum düzeyinde kalır. Bu yüzden korkuyla ertelenecek değil, erken başlanacak bir konudur.
Bu konunun klasik tuzağı geçerlik ile güvenirlik ilişkisidir: güvenirlik geçerliğin ön koşuludur ama garantisi değildir; senaryonun hangisini zedelediğini ayırt etmek soruların yarısını çözer. Kapsam, yapı ve yordama geçerliği türleri, sabit ve sistematik hata ayrımı, mutlak ve bağıl değerlendirme, ölçüt ve norm dayanaklı yorumlar en sık karışan çiftlerdir. Madde analizinde güçlük indeksinin kolaylık, ayırt ediciliğin ise kalite göstergesi olduğunu unutmamak gerekir. Z ve T puanlarının aynı dağılımdaki sırayı değiştirmediği de sık sorulan bir ayrıntıdır.
Çalışmaya temel kavramlar ve ölçek türleriyle başlayın; ardından geçerlik-güvenirlik blokunu bitirip madde analizi ve merkezi eğilim-dağılım ölçülerine geçin. Formül ezberi yerine her kavramın bir sınıf uygulamasında nasıl göründüğünü yazın: örneğin puanlayıcı yanlılığı, açık uçlu sınav kağıtlarının yorgunken okunması gibi somut bir sahneye dönüşmelidir. Tanılayıcı, biçimlendirici ve düzey belirleyici değerlendirme üçlüsünü amaç üzerinden ayırın. Son aşamada karışık senaryo setleri çözüp her yanlışta hangi kavram çiftine takıldığınızı işaretlemek, bu alandaki neti en hızlı yükselten yöntemdir.